Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

SAHNE HAKKINDA HER ŞEY

SAHNE TÜRLERİ
İki sahne türü vardır:
1) Olayların görsel olarak anlatıldığı sahneler. Bu sahnelerde olay sadece görüntüler vasıtasıyla anlatılır.
Örnek: Braveheart'taki savaş sahneleri.
2) Diyalog sahneleri. Bu sahnelerde hemen hiç aksiyon yoktur. Bilgiler görüntü vasıtasıyla değil,
sahnedeki kişilerin konuşmalarıyla seyirciye aktarılır. Örnek: Rezervuar Köpekleri'nin girişinde, kafede
oturan soyguncular arasındaki konuşma sahnesi.
Bu ayırım, sadece teknik amaçlıdır. Çünkü bir çok sahne, bu iki türün karışımından meydana gelir. Hatta,
bu ikisinin karışımından meydana gelen sahneler, tek türe bağlı kalan sahnelerden daha iyidir denilebilir.
Hiçbir diyaloğun olmadığı uzun aksiyon sahneleri ya da hiçbir aksiyonun olmadığı uzun diyalog sahneleri
genelde seyirciyi sıkar. Hareket halindeki insanlara bir şeyler söyletmek ya da konuşan insanları hareket
ettirmek, hikayeye dinamizm katan çok etkili bir tekniktir.

SAHNE NEDİR
Filmler "sahne" dediğimiz birimlerden oluşur. Sinemada hikayeler sahneler vasıtasıyla anlatılır. Bu
nedenle, senaryo yazmak eylemi aslında, arka arkaya gelecek sahneler yazmaktan başka bir şey değildir.
Sahne, zaman ve mekan birliği olan bir olay ya da durumdur. Yani aynı zaman ve mekanda geçen bir
olay, bir sahne meydana getirir. Mekan ya da zaman değiştiği zaman sahne de değişir.
Örneğin kahramanımız evinin salonunda telefonla konuşuyorsa, bu bir sahnedir. Kahramanımız evden
sokağa çıktığında yeni bir sahneden bahsediyoruzdur artık.
"AŞIK SHAKESPEARE" filminden bir örnek görelim:
İÇ. SHAKESPEARE'İN ODASI. GÜN
Bir binanın çatı katında küçük bir oda. Üzerinde çeşitli eşyaların ve buruşturulmuş kağıtların bulunduğu
dağınık bir raf. Nesnelerin arasında bir kuru kafa ve üzerinde STRADFORF-UPON-AVON yazan bir fincan
görürüz.
Çeşitli aralıklarla bu rafa doğru buruşturulmuş kağıt parçaları atılır. Kağıtları atan kişi, masasının üzerine
eğilmiş ve büyük bir dikkatle bir şeyler yazan WILLIAM SHAKESPEARE'dir.
Ne yazdığını görürüz: Will, tekrar tekrar imzasını atmaktadır. "Will Shagsbeard... W Shakspur... William
Shasper...". Yazdıklarından memnun olmaz, kağıdı buruşturur ve atar.
Will sabırsızlanır. Aniden ayağa kalkar, yatağının bulunduğu yere çıkar ve çizmelerini giymeye başlar.
Tam bu sırada kapı açılır ve HENSLOWE içeri girer. Nefes nefesedir ve ayakları acımaktadır.
HENSLOWE
Will! Oyunum nerede? Lütfen bana bitmek üzere olduğunu söyle. Lütfen bana yazmaya başladığını söyle.
(umutsuz) Başladın mı?
WILL
(çizmeleriyle uğraşırken)
Yıldızların ateşten oluştuğundan şüphe et. Güneşin hareket ettiğinden şüphe et.
HENSLOWE
Hayır, hayır, buna vaktimiz yok. Edebiyat yapma. Oyunum nerede?
WILL
(parmağıyla alnına vurur ve kapıya yönelir)
Hepsi burada kilit altında.
HENSLOWE
Şükürler olsun!
(sonra, şüpheli)
Kilit altında mı?
WILL
İlham perimi bulana kadar.
DIŞ. SOKAK. WILL'İN EVİNİN DIŞINDA. GÜN.
Will şehrin kalabalık bir bölgesinde yaşamaktadır. Sokak satıcıları bağırarak mallarını satmaya çalışmakta,
insanlar işlerine gitmektedir. HENSLOWE belirli bir yöne doğru hızla gitmekte olan WILL'e yetişir.
HENSLOWE
(yetişir)
Bu seferki ilham perin kim?
WILL
Her zamanki gibi Afrodit.
HENSLOWE
"Dog and Trumpet"in arkasında "iş yapan" Afrodit Baggot mu?
WILL
Henslowe, sen ruhsuz bir adamsın, ruh eşini arayan bir boşluğu nasıl anlayabilirsin ki?
(Kaynak: "Shakespeare in Love", Mark Norman ve Tom Stoppard, sayfa 5-6)
Yukarıdaki örnekte, mekanda meydana gelen bir değişiklikten dolayı sahne değişmektedir. Shakespeare
ve Henslowe evden sokağa çıkınca yeni bir sahne başlar.
Bazen mekandaki herşey aynı kalmasına karşın, zamanda meydana gelen bir değişiklik de sahne değişimi
gerektir. Aşağıdaki örnek, Terminator 2 filminden.
90. İÇ. BENZİN İSTASYONU. GECE.
Terminatör, istayonun ofis bölümünde, pencerenin önünde ayakta durmaktadır. Sessiz ve hareketsiz bir
biçimde geceyi izlemektedir. Sadece gözleri oynamakta, arada sırada yoldan geçen arabalara
bakmaktadır.
ZİNCİRLEME GEÇİŞ:
91. İÇ. BENZİN İSTASYONU. GÜNDÜZ.
Aynı görüntü. Ofisin pencerelerinden şimdi de güneş ışığı girmektedir. Terminatör hiç hareket etmemiştir.

SAHNE YAZIMINA GEÇMEDEN ÖNCE YAPILACAK SON ŞEY: SAHNE LİSTESİ
Filminizin sinopsisini yazdınız diyelim. Yani: hikayenizi 3 perdeli yapıya oturttunuz, karakterleri doğru bir
biçimde yarattınız, kahramanın dış motivasyonunu net olarak belirlediniz ve bu motivasyonun önüne
çatışmayı yaratacak engelleri çıkardınız. Bütün bunları 3-4 sayfalık bir sinopsiste başardınız.
Peki bu 3-4 sayfalık sinopsisten 120 sayfalık senaryo aşamasına nasıl geçilir?
Genel uygulama önce, 30-40 sayfalık bir tretman yazmaktır. Tretmanda, sinopsiste anlatılan olayları çok
daha ayrıntılı bir biçimde işlersiniz. Ama hemen hiç diyalog kullanmazsınız.
Tretmanı yazdıktan sonra genelde hemen senaryo aşamasına geçilir. Senaryo yazarken artık olayları
"sahne" dediğimiz bölümlere ayırmanız gerekmektedir.
Bir sahne, zaman ve mekan birliği olan bir birimdir. Yani bir olayı anlatırken, zamanda ya da mekanda
bir değişiklik olursa sahne değişir. (Sahne yazma konusuna daha sonra ayrıntılı bir biçimde gireceğiz).
Sahne yazımına geçmeden önce, çok faydalı olduğunu düşündüğüm, ama bizde pek kullanılmayan bir
teknik önereceğim. Bu tekniğin adı: SAHNE LİSTESİ yapmak.
SAHNE LİSTESİ nedir?
Sahne listesi, bir senaryoyu oluşturacak bütün sahnelerin, (daha senaryo yazılmadan önce) bir iki satırlık
cümleler şeklinde alt alta sıralanmasıdır.
Peki ne işe yarar?
Çok işe yarar. Öncelikle senaristin, senaryosunun nereden gelip nereye gittiğini iki-üç sayfa üzerinde
görmesini sağlar. Senarist, yüz sayfayı aşkın bir yığında kaybolmak yerine, sadece iki-üç sayfa içinde
hikayenin bütün olaylarını görebilir. Böylece senaryo üzerindeki hakimiyeti artar.
Senaryo bir kere yazıldıktan sonra sahne eklemek ya da çıkarmak çok zordur. Eklenen ya da çıkartılan
sahnenin diğer sahnelere olan etkisini kestirmek güçtür. Oysa bu işlem (sahne ekleme ve çıkarma), sahne
listesi üzerinde çok kolay ve etkili bir biçimde yapılabilir.
Sahne listesine TITANIC filminin tam ortasından ("midpoint") bir örnek vereyim:
• Jack Rose'un nü resmini çizer.
• Yaşlı Rose, kendisini dinleyenlere "o an" neler hissettiklerini anlatır.
• Rose, Jack'in çizdiği resmi Cal'in kasasına koyar.
• Cal'in yardımcısı Lovejoy'un gelmesi üzerine gençler süitten kaçarlar.
• Lovejoy ile gençler arasında, geminin koridorlarında kovalamaca yaşanır.
• Jack ve Rose geminin ambar bölümüne gelirler.
• Kaptan geminin komutasını yardımcısına, sonra o da kendi yardımcısına bırakır.
• Cal odasına gelir ve Rose'un Jack ile birlikte gittiğini anlar.
• Jack ve Rose ambardaki bir arabanın içinde sevişirler.
• Gemideki iki görevli, gençleri bulmak için ambara gelir.
• Jack ile Rose güverteye çıkarlar.
• Gözcüler önlerindeki buz dağını fark ederler ve kaptan köşküne haber verirler.
• Haberi alan kaptan yardımcısı geminin yönünü değiştirmek için elinden geleni yapar ama
gemi buzdağına çarpar.
Görüldüğü gibi, sahne listesinde ne bir tasvir ne de bir diyalog vardır. Sadece o sahnedeki en önemli olay,
bir iki satırlık bir cümleyle anlatılır. Ve bir sahne listesinin 3 sayfayı geçmemesi gerekir. Geçerse,
amacından sapmış olur.
Ayrıca sahne listesi yazarken her sahne yazılmaz. "Geçiş" niteliğindeki küçük ve nispeten önemsiz
sahneleri yazmasanız da olur. Hatta yazmamanız gerekir.
Bu tekniğin, batılı örneklerine nispetle "karmaşıklıktan" uzak, basit kalan Türk senaryolarının daha
karmaşık, daha zeki, daha yaratıcı olmasına yardımcı olacağı kanaatindeyim.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: