Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

Dublaj Oyunculugu

 Sahne Sanatlarında “SES – BEDEN DENGESİ” açısından bazı oranlar vardır. Örneğin, BALE Sanatında beden %100, Ses “Sıfır” oranındadır. Pandomim(Mim Sanatı) da aynı oranı kapsar.. OPERA’da Ses %90, Beden(Jest-Mimik) % 10.. TİYATRO’da Ses %70, Beden % 30.. SİNEMADA (ve yan ürünü olarak TV Dizilerinde) Ses %60, Beden(Jest-Mimik) % 40 oranındadır..

Maalesef bu konularda pek “Bilgi Sahibi” olmadığı halde kendisini “Fikir Sahibi” gibi görebilen bir popüler türkücü, geçen günlerden birinde “Kendisini Konuşmayan” oyuncuları ve tabii bu arada kendisini de savunmak için bir görüş öne sürmüş ve hepimizi epeyce bir güldürmüştü. Söylediği şuydu: “Eğer ille de konuşmak çok önemli olsaydı, ŞARLO da konuşmuyordu. Yani onu da mı oyuncudan saymayacağız!”..

O kişiyi ve bu konuları çokça bilmeyenleri hemen aydınlatalım: Evet, o dönem teknik olarak sesli çekim yapılamıyordu ve “Müzik Altı” bir görünüm egemendi.
Ne var ki; o filmlerde MÜZİK, başlıbaşına çok önemli bir SES idi. Müzisyen, filmi seyrederken bir kenardan da piyanosu ile sahneleri müziklemekteydi. Buna Sinema dilinde “Senkronik Fon Müziği” denmektedir ve “Konuşma Olmayan” birçok sahnede bazen “Konuşmak Kadar Etkili” bir efekttir. Bu konu bir yana, o türkücü dostumuzun bilemediği bir şey var: ŞARLO(Yani Charlie Chapline), sonraki yıllarda SESLİ FİLM’ler de çekmiştir! Örneğin “Şehir Işıkları” (Birçok Türk filmine de ilham veren, kör ve fakir kızı ameliyat ettiren adam hikayesi)..

Yani, o türkücünün bilgisizliğinden ötürü öne sürdüğü gibi değildir gerçek. ŞARLO o eski filmlerde konuşmamıştır ama teknik imkansızlıktan ötürü! Bugünkü bizim bazı popüler sanatçılarımız(!) gibi, sanatsal yetersizliğinden ötürü değil!..

Bir şarkıcı ya da türkücü (Kutsi, Yavuz Bingöl, Özcan Deniz, Gökhan Özen vb..) sahneye çıktığında, ağzını oynatsa da onun yerine bir başkası şarkı söylese kabul eder mi acaba?!!.. Peki, film çekerken başkasının sesine muhtaç kalmayı nasıl içlerine sindirebilmektedirler, bu bir merak konusudur elbette..

Uzun yıllardır, Festivallerde "en iyi oyuncu" ödülleri alan bazıları, oynadıkları rolü bir başkasının sesine muhtaç kalarak canlandırdığını düşünüp "ben bu ödülü hak ediyor muyum gerçekten?" diye düşünüyor mudur ve aldığı o ödüllerden ötürü vicdanı rahat ediyor mudur acaba?!..

Festival ödüllü oyuncular içinde yer almış olan Türkan Şoray’ı, Fatma Girirk’i, Kadir İnanır’ı, son yıllarda artık kendilerini konuşmaya başladıklarından ötürü o “Bazıları” dediğimiz gruptan ayırmak gerekiyor. Yiğidi öldür, hakkını yeme misali.. Biraz geç kalmış da olsalar, nihayetinde doğrusunu yapmaya başlamışlardır.

Festivallerden söz etmişken hazır, hemen sormak lazım: Neden “En İyi Dublajcı” şeklinde bir ödül verilmemektedir? Ve o seslendirmeciler olmasaydı eğer, kaç tane "popüler(!)" oyuncu yok olup gidecekti acaba?!!..
Ve acaba kaç tane GERÇEK OYUNCU, kendini seslendiremeyen "sanal" oyuncular yüzünden bugün en azından TV Dizilerinde bile bir türlü hak ettikleri yerde olamamaktadırlar?!!..






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: