Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

Kahramanla Özdeşleşme

"Her senaryonun amacı, izleyicide duygu uyandırmaktır". Michael Hauge'a ait bu söz, senaryoların birinci
işlevini çok net bir biçimde özetliyor.
Seyircinin bir filmi izlerken çeşitli duygular yaşayabilmesi için
uyulması gereken en temel kural, perdede gördüğü insanlarla özdeşleşmesini sağlamaktır. Seyirci, bir
biçimde kahraman ya da kahramanlar için üzülmeli, endişelenmeli, sevinmelidir. Eğer böyle bir
özdeşleşme sağlanamazsa, senaryo ne kadar ustaca yazılmış
olursa olsun, seyircide bir etki bırakmaz. Seyirci "Bana ne X'ten" der, ve salondan omuz silkerek çıkar.
Böyle bir durumu kısa bir süre önce "TROY" filminde gördük. Seyircinin, öykünün kahramanı olan Aşil ile
özdeşleşmesi sağlanamamıştı (Nedenleri aşağıda açıklanıyor). Sonuçta, hayatta tek derdi "unutulmamak"
olan Aşil'in (Brad Pitt tarafından canlandırılmasına rağmen) yaşadıkları ve ölümü bizi pek de etkilemedi.
Oysa, benzer tarzda bir film olan "BRAVEHEART"ta -Mel Gibson'ın "Cesuryürek"i- seyircinin, filmin
kahramanı William Wallace ile özdeşleşmesi çok başarılı bir biçimde sağlanıyordu. Filmin Türkiye'de 100 -
yüz- hafta vizyonda kalması biraz da bundan kaynaklanıyordu.
KAHRAMANLA ÖZDEŞLEŞME NASIL SAĞLANIR?
Kahramanla özdeşleşme sağlamak, çok zor bir şey değildir. Çok basit kuralları vardır. Bu basit kuralların,
senarist tarafından yaratıcı bir biçimde yorumlanması, senaryonun başarısının temel şartlarından biridir.
Kahramanla (ya da herhangi bir karakterle) özdeşleşme yaratmanın kuralları:
1) Kahramana karşı sempati, acıma duygusu uyandır. İzleyici haksız bir durumdan dolayı kahraman
için üzülsün. Bu, en hızlı özdeşleşme yöntemidir. Hikayenin ne kadar başında yapılırsa o kadar etkili olur.
(TITANIC'te Jack -DiCaprio- Rose'u -Winslet- kurtardığı için haksız yere suçlanır. ÖRÜMCEK ADAM'da
Peter Parker'ı (Tobey Maguire) gördüğümüz ilk sahnede Peter okul otobüsünü kaçırdığı için koşmak
zorunda kalır, otobüsün şöförü sadistlik edip durmaz, ama M.J.'nin talebi üzerine durmak zorunda kalır.
Peter otobüse bindiği an, hiç kimse onun kendi yanında oturmasını istemez. Peter Mary Jane'e
gülümserken okulun kabadayılarından biri Peter'a çelme takar, ve Peter yüz üstü düşer. Bu kesinlikle çok
başarılı bir giriştir. Dakika bir, gol bir!)
2) Kahramanı tehlikeli bir duruma sok. İnsanlar, tehlikedeki birini görünce otomatik olarak onun için
endişelenirler. Bu, insan kardeşlerimize karşı duyduğumuz içgüdüsel bağlantıdan kaynaklanır. (INDIANA
JONES filmleri hep, Indiana Jones'un tehlikede
olduğu bir olayla başlar)
3) Kahramanı, sevilebilir bir insan yap. Bunun için:
a) Kahraman iyi, hoş biri olsun (Hugh Grant'in canlandırdığı karakterler, örneğin NOTTING HILL'deki
William Thacker)
b) Kahramanı komik biri yap (ENEMY OF THE STATE'de Will Smith'in canlandırdığı karakter, iyi bir avukat
olmanın yanı sıra, ağzı iyi laf yapan, komik biridir).
c) Kahramanı işinin ustası yap (JURASSIC PARK'taki arkeolog Alan -Sam Neil- kendi alanındaki en iyi
arkeologdur. SPEED -Hız Tuzağı- Filminde Kenau Reeves'in canlandırdığı karakter hem espritüeldir hem
de bomba uzmanıdır. Film başladığında da bir asansördeki bombayı etkisiz hale getirmeye
çalışmaktadırlar. - yani 2 numaralı maddeye de uygun bir özdeşleşme var.)
4) Özdeşleşmeden sonra kahramanın karakter hatalarını göster. Böylece kahramanın bizim gibi
biri olduğunu görür ve kendimizi ona daha yakın hissederiz. (JURASSIC PARK filmindeki arkeolog Alan,
kendi alanında çok iyidir, ama çocukları sevmemek gibi bir kusuru vardır.) Burada dikkat edilmesi
gereken nokta, önce özdeşleşmenin kurulması, sonra kusurların gösterilmesidir.
5) Kahramanı hikayenin olabildiğince başında göster. Film izlemeye başladığımızda ilk gördüğümüz
insanla özdeşleşmemiz daha kolaydır. Filmin başında bir sürü başka insan gördükten sonra Kahramanı
görürsek, özdeşleşmemiz (imkansız değil ama) biraz daha zor olur.
6) Karakteri, kendi gücüyle temas halinde göster. Yani karakter, kendisinin en büyük
gücünü/yeteneğini başarılı bir biçimde kullanıyor olsun. Bu, başka insanlar üzerindeki bir güç olabilir
(BABA). Yapılması gerekeni tereddüt etmeden yapma yeteneği olabilir (CNBC-'deki "24" dizisinde Jack
Bauer -Keifer Sutherland-). Ya da duygularını, başkaları ne de diye düşünmeden ifade edebilme yeteneği
olabilir. (AS GOOD AS IT GETS'te, -Benden Bu Kadar- Jack Nicholson'un canlandırdığı karakter.)
7) Karaktere bildik hatalar ver. Bu hatalar hepimizin bildiği ve makul gördüğü hatalar olabilir.
(Örneğin CESURYÜREK'te William Wallace'ın -M. Gibson- en büyük hatası, sevgilisine duyduğu aşktır. Ve
bu aşktan dolayı hayatını kaybedecektir.)
8) Öyküyü kahramanla birlikte yürüt. Yani izleyici, olayları ve bilgileri, kahramanla birlikte öğrensin.
Böylece ister istemez o kişiyle bir özdeşleşme kurulur.
Bu yazıdaki bilgiler temel olarak Michael Hauge'un, "SATAN SENARYOLAR YAZMAK" ("Writing Screenplays
That Sell") kitabından alınmış ve zenginleştirilmiştir.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: