Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

Kötü Diyalog - İyi Diyalog

İyi diyalogların nasıl yazıldığını anlamak için, kötü diyaloğun ne olduğunu öğrenmekte fayda vardır.
Diyalog yazımında yapılan hatalar genelde 3 türdür:
1) Tüm karakterler aynı şekilde konuşurlar.
Filmdeki (ya da dizideki) karakterlerin hepsi, eğitimlerine, ekonomik ya da sosyal durumlarına
bakmaksızın aynı tarzda konuşurlar.
Burada "tarz" ile neyi kastettiğimi biraz açmam gerekiyor: Konuşurken kullanılan cümlelerin uzunluğu
ya da kısalığı, kullanılan sözcüklerin türü, cümlerlerin devrik olup olmaması ya da belirli bir yörenin
ağzını yansıtıp yansıtmaması, "tarz"ı belirler.
Eğer senaryonuzdaki herkes aynı ekonomik ve sosyal durumda ise, benzer bir biçimde konuşmalarında bir
sakınca yoktur. Ama o zaman bile, kadınlar ile erkeklerin konuşmalarında büyük farklılıklar
olduğu unutulmamalıdır.
Bir insanın bir şeyi nasıl söylediği şunlardan etkilenir: eğitim, anne-babanın konuşma tarzı, nerede
büyüdüğümüz, yaşımız, işimiz, vb.
Alıştırma: 1 sayfa boyunca farklı karakterlerin aynı konudaki konuşmalarını yazın. Bu, herhangi bir
günlük mesele olabilir.
2) Belli bir insanın, hayatın her durumunda aynı şekilde konuşması.
Ölümle karşı karşıya kalan insanın konuşması ile marketten ekmek alan insanın konuşması farklıdır.
Kullanılan sözcükler, cümle uzunlukları, verilen es'ler tamamen farklıdır.
Bu sorunu aşmak için kendinizi, yazmakta olduğunuz karakterin yerine koyun ve diyalogları öyle yazın.
3) Yazarlar karakterlerine bir sürü açıklama yaptırırlar.
Oysa günlük hayatta o kadar çok açıklamalı konuşulmaz.
"Selin, sen benim en iyi arkadaşım olduğundan, kocan Mustafa'nın çok içtiğini ve çalıştığı şirkettei
yöneticilik işinin tehlike olduğunu söyleyebilirim."
Bunun yerine bilgiyi yavaş yavaş, farklı yerlere sızdırırn. Farklı sahnelerde verin.
Senaryo yazımında çok miktarda bilgiyi göze batmayan bir biçimde vermenin çok etkili bir yöntemi vardır:
hikayeye, olan bitenden haberi olmayan birini sokun. Bu bir polis, gazeteci, ya da yeni bir
komşu olabilir. O kişi olayları öğrenirken biz de onunla beraber bilgileniriz.
Bazen herşeyi söylemek gerekmez. Bazı bilgileri seyircinin doldurmasına izin vermek daha "interaktif"
bir senaryoya olanak tanır. (Ama çok önemli bilgilerde bunu yapmayın. Örneğin filmin sonuna kadar sakin
bir ev kadını olan kahramanınız, filmin sonunda eline K-47'yi alıp milleti indirmesin. Eğer böyle bir şey
yapacaksa kadının babasının eski bir asker olduğunu ve kızına arada sırada silahla atış yaptırdığını
mutlaka daha önceden öğrenmeliyiz.)
Bazen bir hareket / davranış / görüntü, bir diyalogdan çok daha fazla bilgi aktarır. Üniversite
diplomaları ile övünen bir adamın "Ben iki üniversite bitirdim, 3 mastır yaptım" vb. diye böbürlenmesi
yerine, adamın işyerindeki bir duvara asılı olan diplomaları görebiliriz.
İşinin alkolden dolayı battğını anlatan bir adam, kendisine sorulan "Ne oldu?" sorusuna, "İşler yolunda
gitmiyordu, karımla da sık sık kavga ediyordum, sonunda kendimi içkiye verdim" şeklinde cevap vermesi
değil, sadece kadehini göstererek "İşte bu oldu" demesi çok daha etkileyicidir.
* * *
Diyalog yazma yeteneğinizi geliştirmek için çevrenizdeki insanların konuşma biçimlerine alıcı bir gözle
bakın. Asansördeki, otobüsteki, dükkandaki insanları gözlemleyin: Nasıl konuşuyorlar? Uzun cümleler mi,
kısa cümleler mi kullanıyorlar? Ne tür kelimeleri tercih ediyorlar? Mesleklerine ait sözcükleri neler?
 
Günlük hayatta ne kadar çok tekrar, ne kadar çok konuşma hatası yaptığımızı fark ederseniz
şaşırmayın. Bir senaryodaki konuşmalar bu kadar tekrarlı ve hatalı olamaz. Çünkü film / TV izleyicileri
konuşmaların (ve hikayenin) akıcı bir biçimde ilerlemesini ister. Ama hikayenize biraz gerçekçilik duygusu
katmak istiyorsanız makul miktarda tekrara ve hataya yer verebilirsiniz.
(Kaynak: "Successful Scriptwriting" Jurgen Woff ve Kerry Cox; yorumların önemli bir bölümü gezgin'e
ait)
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: