Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

Diyalog Yazma Sanatı

Diyalog yazmak senaryo yazarlığının en eğlenceli bölümü gibi gözükse de, bu inanış sadece acemiler
arasında yaygındır. Onlara göre "diyalog yazmaktan kolay bir şey yoktur".
Oysa durum hiç de böyle değildir. Diyalog yazmak senaryo yazarlığının en külfetli yanlarından biridir.
Eğlenceli tarafı, 20-30 defa yazdığınız bir sahnenin iyi işlediğini görmektir, o kadar. Ama o noktaya
varana kadar kelimenin tam anlamıyla "ananız ağlar".
Konuyu ayrıntısıyla işlemeden önce çok basit bir gerçeğe (ve bunu görememekten kaynaklanan çok
büyük bir hataya) işaret edeyim: PERDEDE GÖRÜNENİ KARAKTERLERE SÖYLETMEYİN!
Türk Filmlerinin en bariz hatalarından biri budur: "Ne o? Ağlıyor musun?" sendromu. Bunu sakın
yapmayın. Meğer ki espri amaçlı olsun.
* * *
Michael Hauge'a göre diyalog yazarken senarist iki durumdan birini yaşar:
Birinci durumda senarist sahne başlığını yazar, tasviri yazar, sonra da sahnedeki karakterleri
konuşturmaya başlar. Önce biri bir şey der, sonra da diğeri ona karşılık verir. Karakterler tam kendilerine
uygun sözleri, en doğru zamanda ve en doğru biçimde söylemektedir. Konuşmalar son derece akıcı,
yaratıcı ve eğlenceli bir biçimde ilerler.
Senaristin yaratıcılığının had safhada olduğu bu tür durumlara son derece nadir rastlanır. Eğer
kendinizin böyle "yaratıcı bir hal" içinde olduğunuzu hissederseniz, parmaklarınız artık tuşlara
basamayacak kadar yorulana dek yazmaya devam edin.
Böyle bir durumda asla yazarken kendinizi sansürlemeyin. Bırakın aksın. Nasılsa ikinci, üçüncü
müsveddeleri yazarken tekrar tekrar üzerinden geçeceksiniz. Bir yazar hem akış halinde olup hem de
kendini kontrol edemez. Bu nedenle kendinizi eleştirmeden yazmaya devam edin.
Unutmayın, uzun bir sahneyi kısaltmak, kısa bir sahneyi uzatmaktan her zaman daha kolaydır. Bu
nedenle 3 sayfa olması gereken bir sahne, sizin bu "akış" halinde olmanızdan dolayı 15 sayfaya çıkarsa
üzülmeyin, yazmaya devam edin.
* * *
İkinci durumda ise senarist şu haldedir:
Sahne başlığını yazar, birkaç tasvir cümlesi yazar. Sonra 15 dakika boyunca ekrana ya da sayfaya bakar.
Kendi kendine "Bunlar şimdi ne diyecek?" diye düşünür. Sonra da kalkıp buzdolabına gider ve yiyecek bir
şeyler aramaya başlar!
Bu noktada senaristte önce gizli, sonra da açık bir Panik hali başlayabilir. "Eyvah, TIKANDIM" düşüncesi
paniğin daha da büyümesine yol açar. (Türk senaristlerinin genelde sigara ve alkol eşliğinde çalışmasının
nedeni, bu uyarıcı ve uyuşturucuların yarattığı ortak ve garip etki ile bu tıkanma duygusunu aşmaya
çalışmalarıdır.)

Böyle bir tıkanma duygusuna kapılmamanın ilk şartı diyalogların, senaryonun en önemli bölümü
olmadığını hatırlamaktır. Senaryonun en önemli bölümü, aşağıdaki yazılarda uzun uzadıya ele aldığımız
hikaye yapısı ve karakterlerdir. Hikaye yapısı (plot) ve karakterler doğru olarak oluşturulduktan sonra,
diyalogları halletmek nispeten daha kolaydır.
Diyalog yazmak da, tıpkı hikaye yazmak (3 perdeli yapı) ve karakter geliştirmek (karakterin geçmişi ile
ilgili soruları yanıtlamak) gibi teknik bir meseledir aslında. Bu tekniği bir üstteki yazıda okuyabilirsiniz.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: