Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

Türk Senaryolarında Zeka ve Bilgi

Türk filmlerinde zekaya ve bilgiye pek rastlamadığımızın farkında mısınız? Yani bir Türk filmini
seyrederken "Vay canına, bu hiç aklıma gelmemişti" "Demek böyle bir şey de varmış" ya da "Bak, ben
bunu düşünemezdim" gibi cümleler kurmayız.
 
Neden?
Burada Türk eğitim sisteminin düşünmeyen ve bilgiyi sevmeyen insanlar üretmesinden bahsedecek
değilim - ki ana sebep odur. Senarist arkadaşların, kuramsal olarak, ortalama insandan daha fazla
okuyor, öğreniyor, aklını yaratıcı bir biçimde kullanıyor olması gerekiyor. Bu nedenle, sıradan insanların
öğrenme ve bilgiye karşı soğukluğunu onlara atfetmek pek mümkün değil.
Peki neden sürekli olarak sıradan insan halleri üzerine, pek de zeka içermeyen filmler seyrediyoruz?
Bunun bir kaç sebebi var sanırım. Birincisi, senaristlerin "millet bunu anlamaz" diye düşünmesi: "Ben
şimdi bilgiye dayalı bir şeyler yazarsam millet bunu anlamaz, filme de gelmez, film de gişede yatar".
Bu düşüncenin çok da doğru olmadığını gösteren bir kanıt "Matrix 1"in izleyici sayısıdır. Bu filme bu
ülkede yaklaşık 1 milyon 500 bin insan gelmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Bu kadar derin meselelere
eğilen, bu kadar karmaşık bir filmi bir buçuk milyon insan izlemiştir. (Daha sonra DVD ve VCD'den kaç
kişinin seyrettiğini buraya yazmıyorum bile). Sadece bu sayı bile "Bizim millet bunu anlamaz"
tarzındaki düşüncenin yanlış olduğunu gösteriyor.
Bu düşüncenin yanlış olduğunu gösteren bir başka bilgi de, Türk sinema seyircisinin profilinden
geliyor. Türkiye'de sinema seyircisinin çok büyük bir bölümü üniversite öğrencisi ya da üniversite
mezunudur. Yani kim ne derse desin, bu insanlar ucundan kıyısından bilimsel düşünce, şüphecilik,
bilgiye dayalı düşünme, tümevarım ve tümdengelim gibi zihinsel egzersizler ile aşina. Deney,
boyut, olasılık gibi bilimsel kavramlardan haberdar. Bu insanları bir kenara atıp sadece ortaokul mezunu
ev kadınlarına uygun filmler yazmak bence büyük bir hata. (Bu cümleyi "ortaokul mezunu ev
kadınlarına hakaret" olarak anlayan biri olursa döverim, ona göre
İkinci sebep, bilgiye dayalı filmlerin Türkiye'ye pek uygun düşmeyeceğinin düşünülmesidir. Yani bir
"Jurassic Park"ın ya da bir "Contact"in Türkiye'de geçtiğini hayal edemiyoruz haklı olarak. Çünkü
Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik koşulları, bu tarz olayların Türkiye'de gerçekleşemeyeceğini bize dikte
ediyor. Buna söylenecek sözüm yok.
Ama, bir "Ocean's Eleven" filminin Türkiye'de geçmesinin önünde hiçbir engel yok. (Hatırlarsanız bu
filmde Ocean adlı bir soyguncu, farklı alanlarda uzmanlaşmış 10 arkadaşı ile birlikte, Las Vegas'taki 3
kumarhanenin parasının toplandığı bir kasayı soyuyor, aynı zamanda sevgilisini elinden alan adamdan da
intikam alıyordu.) Türkiye'de de çok büyük büyük finans kuruluşları var. Kumarhane arıyorsanız
KKTC'ye uzanabilirsiniz. Buralar ile ilgili bir senaryo neden yazılmasın?
"Türk firmaları, böyle bir filmi kendi mekanlarında geçirterek kendi imajlarına zarar vermek
istemeyebilir" diye düşünebilirsiniz. Öyleyse siz de başarısız bir soygunu anlatan bir hikaye
yazabilirsiniz. Böylece hem tesislerinden faydalandığınız şirketin güvenilirliğini tasdik etmiş olursunuz,
hem de bozgun anında karakter tahlilleri yapabilirsiniz.
Ayrıca Türkiye'de bilimle uğraşan çeşitli kurumlar var. Tübitak bunlardan biri (Gebze'deki kriptoloji
laboratuarları özellikle çok hoş), Aselsan bir diğeri. Vestel gibi özel şirketlerin de çok gelişmiş AR-GE
laboratuarları var. Ankara Gölbaşı'nda da TÜRK-SAT uydularının idare merkezi var yanlış
hatırlamıyorsam. Ayrıca CEP TELEFONU OPERATÖRLERİ'nin merkezleri de sinema açısından çok cazip
yerler. (MİT'in son iki aydır her cep telefonunu, her maili, her haberleşmeyi takip ettiğini biliyor
muydunuz? Bkz. 1 Haziran 2005 tarihli VATAN gazetesi.)
Bunlar ile yakından ya da uzaktan ilgili hikayeler neden yazılmasın?
"Kim araştıracak şimdi oraları?" diyorsanız, biri bir gün araştırır ve canavar gibi senaryolarla ortaya
çıkar. Siz de ağalı - mafyalı senaryonuzla ortada kalırsınız.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: