Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

Senaryo İçin Fikir Kaynakları

SENARYO İÇİN FİKİR KAYNAKLARI
1) Kendi Hayal Gücünüz: Eğer bu siteyi takip ediyorsanız, yani sinema ile ilgili iseniz, mutlaka zaman
zaman aklınıza çeşitli film fikirleri geliyordur. Yani hayal gücünüz aktiftir. Bilinçaltınız, zaman içerisinde
biriktirdiği verileri harmanlayıp yeni bir şeyler üretir ve bunları belirli periyodlarla bilincinize postalar. Size
düşen, bu fikirleri hemen bir yere kaydetmek, mümkünse de geliştirmektir. Büyük küçük demeden bu
fikirleri defterinize yazın, ve zaman zaman bunlara dönüp bir şey çıkıp çıkmayacağına bakın. İki sene
önce zayıf gibi gelen bir fikir, iki sene sonra çok ilginç gelebilir. (Mutlaka bir fikir defteriniz olmalı,
mutlaka!)
Kendi hayal gücünüzü düzenli olarak BESLEYİN. Hayal gücünüzün besini, başkalarının hayalgücü
ürünleridir. Hem kendi ilgilendiğiniz alanda eserler okuyun ya da filmler seyredin, hem de sizinle
tamamen ilgisiz konularda eserlere maruz bırakın bilincinizi ve bilinçaltınızı. Eğer siyaset ile
ilgileniyorsanız, biyoloji ile ilgili filmlere de bakın, bilim kurgu ile ilgileniyorsanız pedagojiye de bir göz
atın.
(Ünlü teknoloji şirketi 3M, ar-ge bölümündeki insanlara düzenli olarak, teknolojiyle hiç alakası olmayan,
farklı alanlardan gelen uzmanların konferanslar verdirtirmiş. Bir gün balinaların iletişim yöntemleri
hakkında bir uzman konuşurken, izleyicilerden biri ayağa fırlayıp kendi odasına koşmuş, çünkü aylardır
kafasını meşgul eden bir sorunu, adamı dinlerken çözmüş).
Size çok yakın gelmeyen müziklerin, kitapların, filmlerin de tadına bakın. Sıkılırsanız tabii ki bırakın, ama
sıkılmıyorsanız, devam edin. Mutlaka bir şey bulabilirsiniz.
2) TV - Gazete - Dergi - Internet: Dünya tarihinde insanoğlu ilk kez bu kadar çok enformasyona maruz
bırakılmaktadır. Senin görevin ey yazar, eğer kabul edersen, bu enformasyon bombardımanını süzüp,
içinde dramatik potansiyel barındıranları ayırmak ve dosyalamaktır. (Bu dosyalama bölümü
önemli. Obsesif bir titizlikle enformasyon dosyalamaktan bahsetmiyorum. Ama ilginç gelen fikirleri kesip
bir dosyaya koyun. Çok yorulduğunuzda, ya da Writer's Block -yazar tıkanması- size geldiğinde, bu
dosyayı karıştırarak yaratıcılığınızı harekete geçirebilirsiniz.)
3) Edebi eserler: Halihazırda yayınlanmış bulunan hikaye ve romanlar da, senaryo için kaynaklık
edebilir. Ama burada dikkat edilecek bir kaç nokta var. Birincisi: Eserin başarısı, sözcüklerin sanatsal
bir biçimde kullanılmasından mı kaynaklanıyor, yoksa içerdiği dramatik çatışmadan mı? Eğer birinci
durum (sanatsal sözcük kullanımı) söz konusuysa ve siz bunu fark etmeyip hikayenin/romanın
senaryosunu yazmaya kalkarsanız, sonuç genelde başarısız olur. Ama bazı eserlerin, sinemaya son derece
uygun bir dramatik potansiyel içerdiği de doğrudur: Dövüş Kulübü, Jurassic Park, Kurtlarla Dans, Azınlık
Raporu, Ağır Roman, Hababam Sınıfı, vb.
Edebi eserlerden yola çıkıp senaryo yazarken dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da eserin sahibi ile
temasa geçme zorunluluğudur. Aksi takdirde istemeseniz de "hırsız" konumuna düşersiniz.
4) Gerçek Kişiler ve Olaylar: Bazı insanların hayatı gerçekten de tam film konusudur. Eğer yazar olarak
bunu fark ederseniz, ve gerekli izinleri alırsanız, bu kişi hakkında senaryo yazabilirsiniz. "Schindler'in
Listesi" gerçek bir insandan ve gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmıştır. Yakın zamanda gösterilen
"Terminal" de öyle. (Spielberg, Terminal'de kendisinden esinlendiği adama büyük bir para ödemiştir).
Başka örneklere de bakalım: "A Beautiful Mind", gerçekten şizofren olan bir matematikçinin hayatını
anlatmaktadır. "JFK" de, Kennedy suikastini araştıran gerçek bir savcının hikayesidir. "Erin Brokovich" de
gerçek karakterler ve olaylar üzerine kuruludur. Yerli örnekler olarak Abdülhamit Düşerken, Cumhuriyet,
vb. verilebilir.
Bazen gerçek ile kurgu birbiriyle harmanlanır, ve ortaya çok güzel sonuçlar çıkar: Titanic, Bravehart, Aşık
Shakespeare böyle filmlerdir. İstanbul Kanatlarımın Altında da böyle bir Türk filmidir.

"İYİ SENARYO FİKRİ" NEDİR?
Önce neyin iyi senaryo fikri olmadığını söyleyelim:
1) Kendi hayat hikayeniz ... değildir. (Tabii eğer Indiana Jones ya da James Bond değilseniz). Bir çok
insanın kendi hayatını roman ya da film konusu olmaya değer bulmasının sebebi, hayatını meydana
getiren olayları bizzat, birinci elden yaşamış olmasıdır. Yani bu olayların kendisi üzerindeki duygusal etkisi
çok büyüktür. Fakat aynı olayı ikinci ya da üçüncü kişilere anlattığınız zaman, onlarda aynı duygusal tepki
oluşmayabilir - hatta hiçbir tepki meydana gelmeyebilir. Bu nedenle, kendi hayatınızı bir film yapma
fikrini şimdilik bir kenara koyun.
2) Sıradan insanların hayatındaki sıradan olaylar, küçük güzellikler, farkedilmeyen acılar ...
değildir. Unutmayın, seyirciniz de sıradan bir insan neticede. O da evden kalkıp sinemaya gelene kadar 3
film konusu olabilecek kadar olay yaşıyor. Ama sıradan insanların hayatındaki sıradışı, büyük olaylar, eğer
iyi işlenirse, çok iyi film senaryosu olur (bkz. "Yeni başlayanlar için İtalyanca", "Geçmişi Olmayan Adam",
"Fargo")
3) Büyük politik ya da dinsel sloganlar ... değildir. Senarist şunu asla aklından çıkarmamalıdır:
Sinema EĞLENCE sektörünün bir dalıdır. Her ne kadar zaman zaman "sanat" olarak da adlandırılsa, asıl amacı, filmin yapımına katılan herkesin parasını fazlasıyla geri kazanmasıdır. Bu nedenle de bir biçimde
EĞLENDİRMELİDİR. Ayrıca, sinemanın politik gücü olduğu dönem, TV'nin ortaya çıkışıyla sona erdi.
Artık insanlar TV yoluyla propagandalarını yapıyorlar.
ÖYLEYSE "İYİ FİKİR" NEDİR?
İyi senaryo fikirlerinin bazı özelliklerini sıralayayım:
1) Fikir orijinaldir. Yani bir biçimde izleyiciyi, günlük hayatın monoton gerçeklerinin dışına çıkarmayı
vaad etmelidir. Ayrıca, benzerleri sinemada ya da TV'de daha önce pek yapılmamış olmalıdır. Ya da
benzeri yapılalı uzun süre geçmiş olmalıdır. Ve senarist, bu fikre orijinal bir yaklaşım eklemelidir. Örneğin
Titanic'in fikri, aynen J. Cameron'un deyimiyle "Romeo and Juliet on a boat"tur - Romeo ve Juliet bir
gemide'dir. (Orijinal fikirlerle ilgili olarak bkz. aşağılardaki bir yazı).
2) Fikir, içinde özdeşleşebileceğimiz sıradan bir insanı, ya da sıradan yönleri olan üstün
karakterleri içermelidir. Aşağıdaki bir yazıda değindiğimiz dünyanın en çok iş yapan 15 filminin 15'inde
de, böyle karakterler vardır. Titanic'te Jack ve Rose, Yüzüklerin Efendisi'nde Frodo, Harry Potter'da Harry,
Yıldız Savaşlarında Luke Skywalker, Örümcek Adam'da Peter Parker, vb. Yerli filmlere de bir bakalım:
Vizontele'de Deli Emin, Eşkiya'da Baran, Komser Şekspir'de Komser Cemil, Herşey Çok Güzel Olacak'ta
Altan (C. Yılmaz), GORA'da Arif (C. Yılmaz). Hiç hata yapmayan, üstün insanların hikayeleri perdeden
izleyiciye pek "geçmez".
3) Fikir, içinde büyük bir ÇATIŞMA, büyük bir AKSİYON potansiyeli içermelidir. "Eşkiya" burada
çok güzel bir örnek oluşturur. Filmin daha adı bile bir ÇATIŞMA olacağı mesajını vermektedir: Eşkiya önce
Berfo ile, sonra Mafya ile, sonra da polislerle çatışır. "Yıldız Savaşları"nda, daha filmin adında savaş
vardır. (Bu filmin adı "Yıldızlarda Piknik", konusu da buna uygun bir şey olsaydı, kaç kişi izlerdi merak
ediyorum.) Luke Skywalker adında genç bir çiftçi, galaksiyi ele geçiren İmparatorluğa kafa tutan asilere
katılır ve onlarla birlikte çatışır. "Jurassic Park", yeryüzünde yaşamış en büyük ve güçlü hayvanlarla,
yeryüzünde yaşayan en zeki canlıyı (insanı) karşı karşıya getirmektedir. "Jaws", dev bir köpekbalığı ile
onu öldürmek isteyen 3 kişi arasındaki çatışmayı anlatmaktadır. Rocky'nin rakibi, dünya ağır sıklet boks
şampiyonudur. "Casablanca"da olaylar, insanlık tarihinin gördüğü en acımasız insan gruplarından birninin,
NAZİ'lerin gölgesinde yaşanır.
Şimdi diyeceksiniz ki, "İyi ama, bunlar genelde Amerikan sinemasından örnekler. Adamların elinde
imkan/para var ki böyle şeyler hayal edip çekiyorlar." Ben de diyeceğim ki, "Senaryonuzda ille de
dünyanın ya da galaksinin geleceğini tehlikeye atmanız gerekmiyor. Bir mikrokozmos yaratın, onun içine
genel özellikleriyle sıradan insanlar koyun, sonra o sıradan insanlardan çok daha güçlü düşmanlar yaratın.
Bu yeter."
Örnek mi istiyorsunuz? :
"Evde Tek Başına" (Home Alone) filmi, bir evde yalnız kalan bir çocuğun iki soyguncuyla mücadelesini
anlatmaktadır. Ve bütün başarısı, mekanın ve mekandaki olanakların çok zekice kullanılmasına dayanır.
Filmin maliyeti 15 (on beş) milyon dolar, dünyadaki getirisi ise 533 (beş yüz otuz üç) milyon dolardır.
"Panik Odası" (Panic Room - David Fincher) da yine bir evde geçer. Filmin başlıca karakterleri bir kadın,
onun kızı, ve üç soyguncudur. (Filmin maliyeti 48 milyon dolar, getirisi ise 196 milyon dolardır. Paranın
çoğunun yıldız sanatçılara ve görsel efektlere gittiğini söyleyebiliriz.)
Jaws'un önemli bir bölümü denizdeki bir teknede, 3 adam ve 1 köpekbalığı arasında geçer. (Filmin
maliyeti 12 milyon dolar, dünyadaki getirisi ise 470 milyon dolar. Spielberg'e dahi denmesinin sebebi bu
olsa gerek).
Robert Rodriguez, El Mariachi için cebinden 7 (yedi) bin dolar harcamıştır. Filmi beğenen Columbia, bunun
üzerine 200 bin daha harcamıştır. Filmin toplam getirisi, sadece Amerika'da 2 milyon dolar olmuştur.
Yapımcıya, koyduğu paranın 10 katını getirmiştir. (Film, bir kasabaya aynı gün gelen, ve görünümleri
birbirine benzeyen bir gitarist ve bir katili anlatmaktadır)





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: