Hiç Bir Senaryo Artık Yorumsuz Kalmayacak

Senaryoda Çatışma, ille de Yumruklaşma Değildir

Senaryoda çatışma olmasından bahsedilir hep. Çatışma, ille de kahraman ile düşmanının birbirine tekme
tokat girmesi (örn. Matrix 1'de - Neo ile Agent Smith'in kapıştığı Metro sahnesi) değildir. Duygusal ya da
düşünsel düzeyde de çatışma olabilir. Bunun en güzel örneklerinden birini "Titanic" filminin "intihar"
sahnesinde görüyoruz.
İntihar sahnesi, filmin başlarında, Titanic'in kıç bölümünde geçer. Bir nedenle morali çok bozulmuş olan
Rose (Kate Winslet) ağlayarak ve koşarak geminin kıç bölümüne gelir. Buradaki parmaklıkları tırmanır,
diğer tarafa geçer, ve hafifçe arkaya doğru sarkar. Denize düşmesi ve ölmesi için ellerini bırakması
yeterlidir artık. O sırada Jack (Leonardo Di Caprio) gelir ve Rose ile konuşmaya başlar.
Jack ile Rose'un niyetleri farklıdır. Rose intihar etmek istemektedir, Jack ise onu vazgeçirmek
niyetindedir. Jack, Rose atlarsa kendisinin de atlayacağını söyleyerek genç kadının dikkatini dağıtır, ayrıca
ona istemediği bir sorumluluğu (Jack'in de suya daldığında ölmesi ihtimali) yükler, ve onu intihar
fikrinden biraz uzaklaştırmayı başarır. Daha sonra Jack "Hiç Wisconsin'e gittin mi?" diye sorar. Rose,
sorunun alakasızlığı karşısında biraz daha durumundan kopar. Jack Wisconsin'deki kışların
soğukluğundan, bir keresinde buz tutmuş bir gölde balık tutarken buzun kırılması sonucu soğuk suya
düşüşünden bahseder. Rose atladığı takdirde öyle soğuk bir suyla karşılaşacaktır. Bu son örnek Rose'u
iyice ikna eder. Jack son olarak Rose'un bir çılgınlık yaptığını söyleyerek ikna operasyonunu tamamlar.
Bu sahnenin bu ilk bölümünde, birbirine zıt iki niyetten doğan bir çatışma vardır. Bu çatışma Rose'un
intihardan vazgeçmesi ve güverteye dönmeye karar vermesiyle sona erer.
Ama sahne bitmez. Jack Rose'u parmaklıklardan yukarı çekerken, genç kadının ayağı kayar ve Rose geminin arkasından düşmeye başlar. Jack son anda onu yakalar. Genç kadın artık geminin arkasında
sallanmaktadır ve onu hayata bağlı tutan tek şey, Jack'in elidir. Rose, ilk tırmanma denemesinde başarısız
olur, neredeyse tekrar denize düşer, ama Jack yine onu tutar. İkinci seferde Jack genç kadını güverteye
çekmeyi başarır.
Bu bölümde de çatışma vardır. Ama bu kez iki gencin ortak niyeti ile doğa güçleri (daha spesifik olmak
gerekirse yerçekimi, buz gibi deniz, ve düştüğü takdirde Rose'u parçalayabilecek olan pervaneler) çatışma
halindedir. Bu çatışma da genç kadının güverteye çekilmesi ile son bulur.
Ama bitmedi. Cameron (filmin senaristi ve yönetmeni), bu sahneden sonuna kadar faydalanmaya
kararlıdır - her iyi senarist ve yönetmen gibi.
Rose'un geminin arkasında sallanırken attığı çığlıkları duyan tayfalar geminin kıç bölümüne gelirler ve
yüksek sınıf görünümlü Rose'u yerde yatarken, alt sınıf görünümlü Jack'i de onun yanında diz çökmüş
halde görürler. Görünüşe (ve duydukları seslere) göre alt sınıftan bir adam, üst sınıftan bir kadına tecavüz
etmektedir. Derhal yetkili birini çağırırlar.
Bu kısa bölümdeki çatışma Jack ile tayfalar arasındadır. (Gelen tayfalardan biri Jack'e "Geri dur, ve bir
santim bile hareket etme" diye bağırır. Jack de söyleneni yapar.)
Sahnenin son bölümünde Jack, Rose'un kocası Cal, Cal'in arkadaşları, ve gemi mürettebatı ile karşı
karşıyadır. Herkes hâlâ Jack'in Rose'a tecavüze yeltendiğini sanmaktadır. Öyle ki genç adamın bileklerine
kelepçeleri takarlar. Hatta Cal, Jack'in üzerine yürür, "Nasıl olur da nişanlıma dokunursun!" diye bağırır. O
sırada Rose hatanın kendisinde olduğunu, pervanelere bakmak için eğildiğinde ayağının kaydığını ve
düştüğünü, Jack'in de kendisini kurtardığını söyler. Bunun üzerine Jack serbest bırakılır, hatta Rose ve Cal
ile yemek yemeye davet edilerek ödüllendirilir.
Cameron'un bu sahnedeki başarısı, çatışma odağını başarılı (yani akla son derece yakın) bir biçimde
sürekli kaydırmasındadır:
• önce Jack X Rose,
• sonra Jack+Rose X Doğa Güçleri,
• sonra Jack X tayfalar,
• son olarak da Jack X Cal+Arkadaşları+Mürettebat
İzleyicinin ilgisini ayakta tutan şey, bir sahnede yukarıda anlatılanlar gibi zıt güçlerin çatışmasının
bulunmasıdır. Yukarıdaki sahneyi bir de çatışmasız haliyle düşünelim:
Rose koşarak geminin kıç bölümüne gelir, parmaklıkları tırmanıp arka tarafa geçer. O sırada Jack gelir ve
Rose'a intihar etmemesini söyler. Rose hemen ikna olur, parmaklıkların bu tarafına geçer. (Diyelim ki
burada ayağı takıldı ve iki genç de yere düştü). Oradan geçmekte olan tayfalar "ne oluyor burada" diye
sorarlar, Jack de durumu anlatır, ve tayfalar ikna olurlar, "Peki tamam" derler. Yine raslantı eseri Cal ve
arkadaşları güvertede gezerken Jack'i Rose'un tepesinde görürler, onlar da gelir, "ne oluyor" diye
sorarlar, bu kez Rose olanları anlatır, ve herkes ikna olur. Rose sıcak süitine, Jack de 3. sınıf kamarasına
döner.
Ne heyecanlı (!), ne ilgi çekici (!) değil mi? Tuttuğunuz nefesinizi bırakabilirsiniz artık.
Senaristin çatışmalı sahne yazarken dikkat etmesi gereken önemli bir nokta da, çatışan güçlerin, anlamlı
bir nedenden dolayı çatışmasını sağlamaktır. Yani sırf hareket olsun diye kahramanın önüne nereden ve
neden çıktığı belli olmayan engeller koymamak gerekir. Bir senaryo, sadece duygularımıza değil,
zekamıza da hitap ederse, yani bize "Evet, kahramanın bu durumda böyle davranmaktan başka çaresi
yoktu" dedirtirse, unutulmaz filmler arasına girer.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız: